İçeriğe geç

Tanzimat Fermanı nedir 11. sınıf ?

Tanzimat Fermanı Nedir? 11. Sınıf Konusunu Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından İncelemek

Tanzimat Fermanı ve Toplumsal Değişim

İstanbul’da bir sabah, metrobüste, birbirine sırtını yaslamış bir çift gördüm. Kadın elinde telefonunu tutuyor, adam ise gözlerini dışarıda bir noktaya sabitlemişti. Birkaç durak sonra, bir başka genç kız, tam aralarına yerleşip telefonu eğlenceli bir şekilde gösterdi. Bir yanda günlük hayatın küçük dramaları, diğer yanda ise toplumsal değişimin yavaşça şekillendiği bu dünyada, fark ettim ki, 19. yüzyılın ortalarına uzanan Tanzimat Fermanı, aslında bizlere bugüne kadar uzanan bir toplumsal değişimin mürekkep izlerini bırakmış. Peki, Tanzimat Fermanı nedir? 11. sınıf öğrencilerinin işlediği bu dersin temelinde aslında farklı kimliklere, sınıflara ve toplumsal cinsiyet rollerine dair bir eşitlik vaadi vardı. Bugün bile, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında, Tanzimat’ın etkilerini görmek oldukça mümkün.

Tanzimat Fermanı: Kısaca Ne Anlama Geliyor?

Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839’da, Osmanlı İmparatorluğu’nda Sultan Abdülmecid tarafından ilan edilmiş bir reform belgesidir. Osmanlı’nın Batı tarzı hukuk ve yönetim anlayışına geçiş yaptığı, birey haklarının ön plana çıktığı ve toplumun her kesimine eşitlik vaat eden bir dönüm noktasıydı. Ferman, “hürriyet, adalet ve eşitlik” gibi temel ilkelerle başlasa da, günümüze yansıyan etkileri biraz daha karmaşık ve çeşitli olmuştur.

Tanzimat, sadece erkeklerin eşitliğinden veya yalnızca belirli grupların haklarından bahsetmiyordu. Aksine, farklı dini ve etnik grupları, kadınları, köleleri ve diğer alt sınıfları da kapsayan bir eşitlik vaadi içeriyordu. Ancak bu vaadin ne kadar yerine getirilebildiği, ve hangi grupların daha çok fayda sağladığı, günümüzle kıyaslandığında oldukça tartışmalı bir konu.

Toplumsal Cinsiyet ve Tanzimat

Bir gün, Kadıköy’de yürürken, kadının işyerinde her gün uğradığı mobbingden bahseden bir arkadaşım aklıma geldi. O an, Osmanlı’daki kadınların toplumda nasıl daha görünür hale gelmeye başladığını düşündüm. Tanzimat Fermanı, özellikle kadın hakları açısından büyük bir adım olarak görülse de, toplumun tamamen eşitlikçi bir hale gelmesini sağlayamadı. Ferman, kadının toplum içindeki rolünü yeniden şekillendirmek adına bir ilk adım atmıştı. Ancak kadının toplumsal hayatta aktif bir yer edinebilmesi, yalnızca yasal bir düzenlemeyle mümkün olamıyordu.

Kadınların eğitimine, miras haklarına, boşanma haklarına dair ilk adımlar burada atılmıştı ama uygulamada çoğu zaman bu haklar, toplumsal normlar tarafından sınırlanıyordu. Bugün bile, sokakta yürürken, kadınların erkeklerle aynı alanda yer alıp almadıklarını gözlemlediğimde, bir fark görmemek elde değil. Osmanlı’da Tanzimat’ın etkisiyle birkaç adım atılabilmişken, günümüz Türkiye’sinde, toplumsal cinsiyet eşitliği hala mücadele gerektiren bir alan olmaya devam ediyor.

Çeşitlilik: Etnik ve Dini Grupların Tanzimat’tan Etkilenmesi

Tanzimat Fermanı, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki farklı etnik ve dini gruplara yönelik de bir tür eşitlik vaadi taşıyordu. Ermeniler, Yahudiler, Hristiyanlar gibi topluluklar, bu dönemde yasal eşitlik elde etmeye başladılar. Fakat bu yasal eşitlik, pratikte çoğu zaman bir sınıf farkı yarattı. Dönemin sosyal yapısına bakıldığında, farklı toplulukların hala birbirlerinden ayrı bir yaşam sürdükleri, farklı kurumlara sahip oldukları ve kimi haklardan yararlanırken kimi haklardan mahrum kaldıkları görülmektedir.

Bugün İstanbul’da, her semtte farklı etnik ve dini kökenlerden gelen insanları görmek, şehirdeki çeşitliliği hatırlatıyor. Ancak, bu çeşitliliğin sosyal adaletle ne kadar bağdaştığı hala tartışmalı. İstanbul’da, sokaklarda yürürken, bazen insanların birbirlerine bakışlarındaki farklılıkları gözlemlemek bile, geçmişin izlerinin hala var olduğuna dair bir izlenim bırakabiliyor. Oysa Tanzimat, bu gruplar arasında daha eşit bir yaşam vaadinde bulunmuştu. Ancak sosyal eşitlik, yalnızca yasal düzenlemelerle sağlanamayan bir kavram.

Sosyal Adalet: Eşitlik İçin Verilen Mücadele

Sosyal adalet, Tanzimat Fermanı’nın belki de en önemli vaadiydi. Herkesin eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan bu reform, aslında Osmanlı’daki farklı sınıflar arasında bir köprü kurma çabasıydı. Ancak, sınıf farklılıkları ve sosyal yapılar o kadar derindi ki, bu eşitlik çoğu zaman yasal düzeyde kalmakla sınırlı kaldı.

Bir gün işyerinde, çalışan bir arkadaşımla eşitlik hakkında konuşuyorduk. Ferman ile başlayıp bugüne kadar gelen yasal düzenlemeler, aslında iş hayatında hep aynı soruyu gündeme getiriyor: Gerçekten eşit miyiz? Kadın ve erkek arasındaki ücret farkları, göçmenlerin yaşadığı zorluklar, toplumsal statülerine göre insanların farklı haklara sahip olması, günümüzde de sosyal adaletin hala tam anlamıyla sağlanamadığını gösteriyor. Tanzimat, teorik olarak eşitlik vaadinde bulunmuş olsa da, bu eşitlik çoğu zaman sadece kâğıt üzerinde kalmıştır.

Sonuç: Tanzimat’tan Günümüze Eşitlik Arayışı

Tanzimat Fermanı, Osmanlı İmparatorluğu’nda eşitlik için atılan önemli bir adımdı. Ancak, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bakıldığında, bu eşitlik hedefi hala tam anlamıyla gerçekleşmiş değil. Bugün, sokakta gördüğümüz her farklı grup, bu fermanın farklı etkilerini ve eksik kalan yanlarını yaşıyor. Sosyal adalet, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çeşitlilik konularındaki mücadeleler, Tanzimat’tan bu yana süregeldiği gibi devam ediyor. Bu, bir zamanlar başlayan bir yolculuk, ama yolun sonuna hala ulaşılabilmiş değil.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş yap