Demokratik Aile Nedir? Bir Genç Yetişkinin Gözünden
Ankara’da büyümek, her zaman dinamik ve değişen bir şehirde olmanın getirdiği farklı bakış açılarını edinmek demekti. Çocukken mahalledeki herkes birbirini tanır, ailelerin içinde ise belli bir hiyerarşi olurdu. Annem, babam ve diğer büyükler hep söz sahibi olan kişilerdi. Ama zamanla fark ettim ki, aile içindeki bu hiyerarşi, çoğu zaman demokrasinin pek de işe yaramadığı bir ortam yaratıyordu. Sonra “demokratik aile” kavramı karşımıza çıktı ve bu kavramı, hem çocukluk hatıralarımdan hem de sonradan okuduğum raporlarla harmanlayarak birleştirdim.
Peki, demokratik aile nedir? Hadi bunu birlikte keşfedelim.
Ailede Demokrasi: Çocukken Ne Demekti?
Çocukluk yıllarımda, evde herkesin yerinin belli olduğunu düşünürdüm. Annem, evin yönetimini elinde tutar, babam ise genellikle “evin reisi” olarak kararlar alırdı. O zamanlar “aile içindeki eşitlik” kavramı bana çok uzak geliyordu. Gerçi çocukken kimse bunları kafasında sorgulamaz, öyle değil mi? Ama büyüdükçe, “Demokratik aile nedir?” sorusu kafamda yankı yapmaya başladı. Evet, okulda demokrasi nedir, seçimler nasıl yapılır gibi konuları işlerken, evde demokrasi aslında daha çok bir ideaydı.
Bir gün evde, annem ve babam arasında bir tartışmaya şahit oldum. Annem, her zaman olduğu gibi kendi düşüncelerini savunuyordu ama babamın fikri de farklıydı. Sonra fark ettim ki, her iki taraf da kendi bakış açılarını oldukça güçlü bir şekilde ifade ediyordu, fakat bu tartışmaların sonunda nihai karar yine baba tarafından verilmişti. O an, ailedeki bu tek yönlü karar mekanizmasının aslında demokrasiyle ne kadar uzak olduğunu düşündüm.
Demokratik Aile ve Eşitlik: 21. Yüzyılda Aile Yapıları
Şimdi 25 yaşındayım ve ekonomi okudum. Veri ve istatistiklerle uğraşmayı seviyorum, dolayısıyla “demokratik aile” kavramını daha derinlemesine anlamaya çalışırken istatistikler ve sosyal raporlar da işin içine girdi. Araştırmalara göre, günümüzde aile yapıları giderek daha eşitlikçi bir hal alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine bakıldığında, son yıllarda kadınların iş gücüne katılımının arttığı ve aile içindeki rollerinin değiştiği görülüyor. 2000’li yıllarda annelerin çoğunlukla “evde oturan” rolünü üstlendiği bir dönemde, şu anda anneler ve babalar arasında görev paylaşımının daha dengeli olduğunu söyleyebiliriz.
Örneğin, TÜİK 2021 verilerine göre, evdeki bakım ve çocuk yetiştirme işleri konusunda kadın ve erkeklerin sorumlulukları giderek daha fazla eşitlenmeye başlamış. Hatta bazı araştırmalar, ev işlerinde daha fazla sorumluluk alan babaların, çocuklarıyla daha sağlıklı bağlar kurduğunu gösteriyor. Birçok ailede, anne ve baba birlikte karar alıp, çocuklarının geleceği hakkında fikir birliği sağlıyorlar. İşte bu, bana göre gerçek anlamda demokratik aile anlayışıdır.
Demokratik Ailede Karar Alma Süreci
Demokratik bir ailede, her birey eşit söz hakkına sahip olur. Ailenin büyükleri, çocuklarıyla birlikte kararlar alır, onların düşüncelerine değer verir. Bu, bazen çok küçük şeylerde kendini gösterir, bazen de hayatı şekillendiren büyük kararlar alırken. Ailemle yaptığım bir sohbeti hatırlıyorum; “Bu yaz tatilinde nereye gidelim?” diye sorulduğunda, annem, babam ve ben herkesin fikrini alarak karar verdik. Eskiden bunun tam tersi olurdu. Annem ya da babam hangi şehre gideceğimizi belirlerdi ve herkes kabul etmek zorunda kalırdı. Ama demokratik bir ailede, herkesin düşüncesi eşit derecede kıymetlidir.
İş hayatımda da benzer bir şey gördüm. Bir şirketin yönetiminde, çalışanların fikirlerine önem veren bir işyeri kültürü vardı. Yönetici, her çalışanın katkı sağladığına inandığı için, fikirlerini rahatça paylaşabilmesi için ortam sağlıyordu. Bu da bana, aslında bir ailede de tıpkı iş hayatında olduğu gibi, her bireyin değerli olduğu bir yapının ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Tıpkı işyerinde olduğu gibi, demokratik ailelerde de herkesin fikirlerine saygı gösterilmesi gerekir.
Çocukların Katılımı ve Ebeveynlerin Rolü
Demokratik bir ailede, çocukların da karar alma süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, sadece onların fikirlerinin alındığı anlamına gelmez; aynı zamanda sorumluluklarının da arttığı bir yapıyı ifade eder. Ebeveynler, çocuklarıyla eşit bir ilişki kurarak, onların kişisel gelişimlerine katkı sağlarlar. Geçtiğimiz yıl, annemle babam çocuklukta bana karar alma süreçlerinde söz hakkı vermezken, şimdi onların fikirlerine de daha çok değer veriyorum.
Örneğin, geçtiğimiz yaz tatilinde, annem ve babamla birlikte evde hangi düzenlemeleri yapacağımıza karar verirken, sadece “baba” ya da “anne”nin kararları dikkate alınmadı. Herkesin fikri alındı ve karşılıklı bir anlayışla kararlar alındı. Bu, aslında demokratik aile anlayışının temelini atıyordu.
Sonuç
Demokratik aile nedir? Bence, her bireyin eşit söz hakkına sahip olduğu, kararların birlikte alındığı ve herkesin değerli olduğu bir aile yapısıdır. Bugün, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal adaletin ön planda olduğu bir dünyada, ailelerde de bu anlayışın giderek daha yaygınlaştığını görmek beni umutlandırıyor. Aile içindeki eşitlik, sadece kadınların ya da çocukların değil, her bireyin haklarının eşit bir şekilde tanındığı bir yapının oluşturulmasıyla sağlanır.
Ankara’da sokakta yürürken, toplu taşımada, işyerinde gördüğüm her şey, bana demokrasinin, toplumsal eşitliğin ve adaletin aileye nasıl yansıyabileceğini hatırlatıyor. Demokratik aile, sadece bir kavram değil, hayatta herkesin sesinin duyulması gereken bir alan.