Duyusal Kaçınma Nedir? Bir Gece, Bir Duygu ve Bir Savaş
Kayseri’nin o keskin soğuk gecelerinde, her şeyin bir şekilde solduğu, bir süreliğine donup kaldığı o anlar vardır ya… İşte o anlarda, insanın kendi iç dünyasında yüzleşmesi gereken pek çok şey olur. O gece de öyleydi. Hiçbir şeyin yolunda gitmediği, her şeyin birbirine girdiği bir andı. Ama, nedense bir şey daha vardı; o geceyi bambaşka yapan, hiç beklemediğim bir şekilde, duyusal kaçınma. Peki, duyusal kaçınma nedir? Bunu ancak o gece anlayabildim.
O Gecenin Sessizliği ve Bir İçsel Boşluk
Bir arkadaşımın doğum günüydü. Herkes neşeyle kutlamalar yaparken, ben içimde bir boşluk hissediyordum. Sanki tüm dünya benden uzaklaşıyordu ve o doğum günü partisinde sadece vücudum vardı. Neşeli kahkahalar, müzik ve tatlılar arasında, bir an önce oradan çıkma isteğiyle doluydum. Aniden, birdenbire, kalbim hızla çarpmaya başladı. Sesler sanki kulaklarımda boğuluyor gibiydi. Müzik, insanlar, konuşmalar… Hepsi birbirine karıştı. İçimdeki bir şey beni bunlardan kaçmaya zorluyordu. Hızla dışarı çıkmak istedim, ama bunu neden yaptığımı bilemedim. Sadece orada kalamıyordum, içimde bir şey beni itiyordu.
Gecenin soğuk havasını ciğerlerime çekerken, kalbim biraz daha sakinleşti. Ama bir şeyin farkına vardım: Bu kaçma hissi, bir şeyleri duyarsızlaştırma isteğiydi. Sanki çevremdeki her şeyin bana zarar verecek kadar güçlü olduğunu hissediyordum. Beni bu kadar sıkıştıran ve zorlayan sesleri, renkleri, kokuları ve konuşmaları istemiyordum. O an, içsel bir savaşla karşılaştım. Bu neydi? Neden böyle hissediyordum? Belki de duyusal kaçınma idi; yani, dış dünyaya karşı içsel bir duvar örmek, hissetmekten kaçmak, insanın ruhunun ihtiyaç duyduğu bir savunma mekanizması.
Bir Anlık Çöküş: Duyusal Kaçınmanın Gerçekliği
Yavaşça bir kenara çekilip oturdum. Birkaç dakika boyunca kimse beni fark etmedi. O an, yalnızdım ama aynı zamanda en yoğun şekilde kendimi hissediyordum. Hemen sonra, gözlerim kapanmışken, ruhum bir anda o kadar boşalmıştı ki. Duyularımın kesildiğini, dünyadan yavaşça uzaklaştığımı fark ettim. Tıpkı bir filmdeki karakter gibi, etrafımdaki her şey bulanıklaşıyor, tüm sesler uzaklaşıyordu. Duyusal kaçınma, içsel dünyamda beni savunmaya almıştı. Ama bu kadar mı zor olmalıydı? Yalnızca kendi içimdeki bu duyguyu bile anlamak, bu kadar derinleşmek… İşte o an, her şeyin bana batmaya başladığını hissettim.
İçimdeki huzursuzluğu anlamaya çalışırken, bir yandan da bir umut vardı. Çünkü biliyordum ki, bu his geçiciydi. İnsan bir şekilde dış dünyadan kaçmak zorunda kalabilir, duygusal savunmalar geliştirebilir ama bu, hayatın durduğu anlamına gelmezdi. Duyusal kaçınma, bazen bir rahatlama aracı olabilir; fakat, eğer buna devam edersek, kendi içimize hapsoluruz.
Duyusal Kaçınma: Bir Zırh Mı, Bir Tuzağa Düşüş Mü?
O geceyi daha sonra düşündüğümde, duyusal kaçınmanın, yaşadığım duygusal bozuklukların, kimseyle iletişime geçme isteksizliğimin, aslında sadece bir savunma mekanizması olduğunu fark ettim. Bazen dünyadan kaçmak istiyoruz, çünkü sürekli bir şeylerle boğuluyoruz. Ama kaçmak, çözüm mü? Belki o an evet gibi görünüyor, ama sonrasında kalbinin ne kadar yalnız olduğunu ve çevrendeki her şeyin, tüm seslerin ve renklerin seni ne kadar terk ettiğini fark ediyorsun.
O gece, belki de bir insanın bu kadar yoğun hissetmesi gerekiyordu, çünkü hayat her zaman güzel ve parlak olmayacak. Ancak bu tür anların, bizi daha derinden anlamamıza yardımcı olduğunu da düşündüm. Duyusal kaçınma, aslında kendini korumaya çalışma halidir. Bazen, bu koruma da bir insanın duygusal yaralarını iyileştirmesi için gerekli olur.
Sonraki Sabah: Yeniden Doğuş ve Farkındalık
Sabah, Kayseri’nin o sakin havası beni uyanırtırken, içimde bir değişim hissediyordum. Dün geceki duygularımın yükü hala üzerimdeydi ama artık daha farklı bir gözle bakabiliyordum. Duyusal kaçınma, hem bir savunma hem de bir tuzak olabilirdi. İnsan, bazen dünyadan kaçmaya çalışırken, kendini kaybedebilir. O geceyi hatırladım ve derin bir nefes aldım. Kendimi koruma çabamın ne kadar önemli olduğunu, ama aynı zamanda o çabaların beni insanlardan, hayattan ve duygulardan nasıl uzaklaştırabileceğini düşündüm.
Belki de duygusal savunma mekanizmalarımızı tanımak, içsel dünyamızla barış yapmak gerekiyor. O geceyi hatırladığımda, duyusal kaçınmanın bana verdiği zorlayıcı ama öğretici mesajı unutmayacağım. Kaçmanın, hissetmenin ve bu ikisi arasındaki dengeyi bulmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendim. O gece, duyusal kaçınmanın yalnızca bir anlık bir güvence olmadığını, aynı zamanda bir yolculuk, bir farkındalık süreci olduğunu fark ettim.