Dünyanın En İyi Zeytinyağı Hangi Ülkededir?
Hayatımın en unutulmaz anlarından birini yaşadım geçen yaz. Kayseri’de, 25 yaşında, her gün biraz daha büyüdüğümü fark ettiğim bu yıllarda, zeytinyağının aslında sadece bir tat değil, bir yaşam biçimi, bir kültür olduğunu keşfettim. Belki de dünyanın en iyi zeytinyağını hangi ülkenin ürettiğini öğrenmek, yavaşça değişen bir dünyanın beni de nasıl dönüştürdüğünü fark etmeme sebep oldu.
1. Zeytinyağının Büyüsü
Zeytinyağı, bana sadece bir mutfak malzemesi gibi gelmiyor. Çocukluğumda annemin sofradaki yemeklere kattığı o huzurlu kokuyu hatırlıyorum. Kayseri’de büyüdüm; kışları soğuk, yazları sıcak ama ne zaman yemek yediğimi hatırlasam, zeytinyağının mutlaka sofrada bir yeri vardı. Ancak zeytinyağının, “sadece” bir yemek yağı olmadığını anlamam, bu yaz İstanbul’a yaptığım bir seyahate dayanıyor.
İstanbul’a ilk kez bir iş için gitmiştim. O kadar heyecanlıydım ki; şehrin büyüklüğü, koşturmacası beni etkiliyordu. Ancak bir sabah, o kadar da kalabalık olmayan bir kafede otururken, yanımda oturan kadının konuşmalarına kulak misafiri oldum. Bu kadının konuştuğu konu, zeytinyağının en iyi üretildiği yerlerle ilgiliydi. “Hangi ülkenin zeytinyağı daha kaliteli?” diye bir sohbet başlatmıştı. Evet, ilk kez böyle bir soruyla karşılaşıyordum ve ben de sadece basit bir “Ege” cevabı verirken, kadının derinlemesine anlatmaya başlaması her şeyin bambaşka bir hale gelmesine neden oldu.
2. Görmediğim Bir Dünyayı Keşfetmek
Kadın, bana Akdeniz ülkelerinin zeytinyağını üretme yöntemlerini anlatmaya başladı. Ama bir noktada, bir sorusu beni yerinden sıçratmaya yetti: “Biliyor musun, dünyanın en iyi zeytinyağını kim üretiyor?”
İlk başta “Tabii ki Türkiye,” dedim. Ege’nin, Antalya’nın, Ayvalık’ın zeytinyağı ile büyüdük, diye düşündüm. Ama sonra kadının cevabı beni şok etti. “İtalya,” dedi. İtalya! “İtalya mı? Ama bizim Ayvalık’tan, Gemlik’ten gelen zeytinyağları…” diyordum içimden, ama onun söyledikleri çok farklıydı.
Kadın, İtalya’nın Toskana bölgesinde üretilen zeytinyağlarının, sadece ülkenin değil, dünyanın en iyisi olduğunu anlatıyordu. Yani, Türkiye’nin önde olduğu bir alanda, İtalya’nın hâlâ zirvede olduğunu ve dünya çapında ün kazandığını söylemek bana biraz tuhaf gelmişti. Zeytinyağının dünyada bir yarışa dönüştüğünü fark etmemiştim. Bu konuda ne kadar az şey bildiğimi bir anda anladım.
3. Hikaye Başlıyor: İtalya’ya Yolculuk
Bir hafta sonra, kendimi İtalya’nın Toskana bölgesine uçarken buldum. Kayseri’den yola çıkarken, oraya gidişimin tek bir amacı vardı: Zeytinyağını daha yakından tanımak, orada yaşayan insanları anlamak ve belki de bu sorunun cevabını bulmak.
İtalya’da bir zeytinlikte çalışmak bana, zeytinyağının sadece bir tarım ürünü olmadığını öğretti. Buradaki insanlar zeytin ağacını bir yaşam biçimi olarak kabul ediyorlardı. Bütün bir kültür, bu sade ama derin anlam taşıyan ürün etrafında şekillenmişti. Zeytinyağı burada, sadece lezzetli bir şey değil, bir yaşam felsefesi gibiydi.
Toskana’da sabahları zeytin topladık. Ellerimiz yağ içinde kalırken, öğleye doğru o zeytinyağlarının nasıl bir tat geliştirdiğini merak ettim. Zeytin ağaçlarının arasındaki sessizlik, o kadar derindi ki, bir anda kendimi dünyanın bütün ağırlığından uzaklaşmış gibi hissettim. İnsanların sadece işlerini değil, ruhlarını da zeytin ağaçlarına verdiklerini fark ettim. Zeytinyağını bir içki gibi, bir yaşam ilacı gibi içiyorlar. Tadı bambaşka.
Ve işte o an, gerçek zeytinyağının ne demek olduğunu anladım: Kökleri olan, tarihsel bir geçmişi taşıyan ve ruhu olan bir şey. Bir insanın sadece vücuduna değil, ruhuna da hitap edebilecek bir lezzet. Toskana’nın zeytinyağı, hafif acılığı ve zengin aromasıyla bir başka dünyaya ait gibiydi. Türkiye’deki zeytinyağları da harika, ama İtalya’nın sahip olduğu o eşsiz dokunuş, o kültürel zenginlik, bir adım daha öndeydi.
4. Kayseri’den Toskana’ya Dönüş
İtalya’dan dönerken kafamda bir sürü soru vardı. Türkiye’nin zeytinyağı üreticiliği konusunda hala çok güçlü olduğunu biliyorum. Ancak İtalya’daki üretim şekli, sadece yağın kalitesini değil, zeytinle olan bağın da derinliğini gösteriyordu. Kayseri’de büyümüş biri olarak, kendi topraklarımda da aynı tutkuyu hissedebilirdim belki. Ama İtalya’daki atmosfer, o tarih kokan zeytinlikler, zeytinyağının sadece bir yemek malzemesi olmadığını bana öğretti.
Kayseri’ye döndüğümde, artık her şey farklıydı. Zeytinyağının içinde, sadece bir tat değil, bir dünya vardı. Bu seyahate çıktığımda sordum kendime: Dünyanın en iyi zeytinyağı hangi ülkededir? Evet, belki İtalya dünya çapında ün salmış olsa da, zeytinyağı sevgisi Türkiye’de de son derece derin. Bizim Ege, bizim Ayvalık, bizim Gemlik zeytinyağlarımız hala en lezzetli olanlardan. Ama dünyanın en iyi zeytinyağı dediğimizde, bir de İtalya’yı göz ardı etmemek gerekiyor. Bazen bir ülkenin kalbi, başka bir ülkede atıyor; zeytinyağının kalbi de Toskana’da atıyor olabilir.
İtalya ve Türkiye’nin zeytinyağı arasındaki bu farkı keşfederken, kendi içimde bir denge kurdum. Zeytinyağının her kültürde başka bir anlamı vardı. Bizim topraklarımızda yetişen zeytin, yeri geldiğinde dünyanın en iyi zeytinyağını üretiyor. Ama Toskana’da bir başka aşk, başka bir tarih var. İkisi de harika.